Aylık arşivler: Nisan 2019

Nefes alıyorum …

…….Sakın benden vazgeçme ,çünkü senden başka tutunacak dalım yok dedi.Sustu, cevap vermedi oysaki onun artık tutunacak dala ihtiyaci yoktu ama ona bunu söylemedi. Sadece susarak ona sarılmaya devam etti.Evet artık tutunacak bir dala ihtiyaç duymuyordu.Belki tutunmak istediğinde eli hep boş kaldığından belki de kendince herşeyini kaybettiğine inandığından artık tutunacak bir dal aramıyordu.Herşeyi boşvermisti kendince herşey olacağına varsın diyor hiç birşeyi umursamıyordu .Yaşıyor musun,nefes alıyorum işte artık hayat bundan ibaretti onun için .Bazen son nefesi verip herşeyden tümüyle kurtulmak istiyor bazen de hala bana ihtiyacı olan var deyip yaşamalıyım diyordu.Ya kendisi onun artık hiç bişeye ihtiyacı yokmuydu.Neden böyle oldu?Bunun belli bir cevabı yoktu ona göre .Aslında vardı ama o yok saymayı tercih etti .Istemiyordu artık hiç birşeyi düşünmeyi, çünkü biliyordu ki düşünmeye başlarsa unutmak istedikleri teker teker beynine hücum edecekti .Kolay gelmedi bu hale biliyordu.Her yaşadığı onu adım adım yaklaştırmıştı bu karanlığa .Bazen öyle bir oldu ki üst üste herşey o karanlığa koşar adımlarla gitti.Şimdi o karanlıkta tek başına kalmak istiyor aydınlığa çıkıp alışmak istemiyordu .Korkuyordu, eğer aydınlığa çıkarda sonra tekrar karanlığa düşerim diye.Tekrar aynı şeyi yaşamaktansa en iyisi hiç çıkmamak dedi .Kendi karanlığında kendinle kalmayı tercih etmişti çoktan .O umursamaz tavrı boşvermişliği hep bu yüzdendi. Aslında içinde bir yerlerde sürekli kanayan bir yara vardı ama bunu kendinden bile inkar ediyordu artık .”Yaşıyormuyum, nefes alıyorum” artık sadece buydu hayat onun için sadece nefes almaktan ibaret…

Siyahgölge…

Mutluluk…

…Bir gün sadece bir günde olsa mutlu olmak istemez misin,diye sordu.
Bir an duraksadı,anlamaya çalıştı demek istediğini ve sonra kendini topladı.
-Karşılığında ne isteyeceksin?
-Ne karşılığı…
– Kimse karşılıksız bişey yapmaz,bir günlük mutluluğun bedeli ne olacak.Neyi alacaksın benden.Bu sefer duraksama sırası ondaydı. Böyle bir cevap beklemiyordu .Şey dedi ağzında geveler gibi -şey sadece yani hiç bişey.

Bu cevap karşılığında kahkaha
dolu bir gülüş attı.
– Bu mümkün değil dedi.Bana bir günlük mutluluk vadediyorsun ve karşılığın da hiç bir şey istemiyorsun
öyle mi,yapma buna çocuklar bile inanmaz .
-Neden buna inanmak bu kadar mı zor ,insanlar hep mi karşılık bekler.
-Hadi ama yapma kim karşılığını almadan başkası için bir şey yaparki,hemde bu bir iyilik olacak ve karşılığı olmayacak.Masal yaşını geçmedik mi biz ya.
Ellerini tuttu ve gözlerinin içine baktı,karsısında ona bakan iki dipsiz kuyu görüyordu. Bir an o bir çift gözün içinde kayboldu ,sonra bir gıcık var gibi boğazını temizledi ve.
– Inan senden hiç bir karşılık beklemiyorum. Ah pardon
sanırım bende bir şey isteyecem galiba.
Yine bir kahkaha attı şehrin boş sokaklarında yankılanırcasına . Demiştim sana karşılıksız hiç birşey olmaz diye ,dedi.
-Evet istiyorum ,sadece bana güvenmeni ve yüzünün güldüğünü görmek istiyorum .Bırak mutluluğun
sıcaklığı bedenini sarsın ve ışıltıları bana bakan şu bir çift güzel göze yansısın. Bu kadarını da çok görmezsin sanırım bana.
-Sen benden imkansızı istiyorsun. Güven aslında beş harften oluşan, ağıza söylemesi kolay gelen ama bir
insana karşı duyması artık imkansız olan bir şey ,en başta da benim için. O yüzden benden imkansızı isteme.
– Bu kadar karamsar olmak zorunda mısın?
– Bak canım biz ona karamsarlık demeyelim de sadece acı gerçekler diyelim olur mu.Hani şu yaşadığın sürece sana damarlarına kadar hissettirilen,benimsettirilen ve
hatta dayatılan acı gerçekler var ya hah tam da o işte .Bundan gerisi de sadece hikaye .Insana kaşık kaşık
verip karşılığını fazlasıyla alır ve arkalarında giderlerken sadece bir harabe bırakırlar.
Gözlerinin karanlığında kayboluyordu. Ne söylerim,nasıl ikna ederim diye düşündü. Vazgeçmek
onu bırakmak istemiyordu .Bir kere daha şansını deneyecekti .
-Lütfen bir şans ver,bir kere olsun bana izin ver .Korkma…
-Korkmak hahahahahaha…….. insanlar kaybedecekleri birşey varsa
korkarlar sadece.Benim kaybedecek bir şeyim yok ,o yüzden korkum da yok. Kazanabileceğime dair de bir
umudum kalmadığına göre bence boşa zaman kaybı olur bu.Onun için canım sende herkes gibi arkanı dön
ve kendi yoluna git beni kendimle, beni yalnızlığımla başbaşa bırak,dedi.
Ve bir hışımla arkasına dönerek tek bir kelime bile etmesine müsade etmeden koşar adımlarla yanından
uzaklaşarak karanlık sokaklarda gözden kayboldu.

Siyahgölge…

Maviler gökyüzün de kaldı

Küstüm sana bu akşam,

Hani bir daha hiç gitmeyecem demiştin.

Ne oldu ne değişti de yoksun şimdi ?

Hani söz vermiştin bana !?

Ben kahvaltıyı hazırlarken,

Sende sobayı yakacaktin

Bana kıyamadığın için hiç yorumlama izin vermeyecektin

Bir de kızımız olacakti gözlerinin maviliğini senden güzelliğini benden alacaktı

Senle iddaya bile girmiştik ,önce anne mi babamı diyecek diye

Kızımıza kimse dokunmasın diye

Okula bile kendi ellerinle getirecek çıkışını okul kapısında bekleyecektin

Eve gelene kadar yolda oyunlar oynayıp

Üzeriniz kirlendi diye bide benden azar işitecektiniz

Ben kızımı kimselere vermem derdin

O hep bizim yanımızda, benim

Dizimin dibinde olacak diye diretirdin

Doğmamış kızımızın geleceğini

Bile hazırlamıştık

Ne oldu şimdi ,neden gittin

Üzerine bir dünya kurduğumuz

Bütün hayallerimizi de peşinde

Sürüyerek neden terkettin beni

Neydi değişen zaman mı, ben mi

Yoksa senmi

Bir veda bile etmeye gerek duymadan

Bütün dünyamı başıma yıkıp gitmenin sebebi neydi…

Siyahgölge…

Düşler de kal…

Aslında ait olmadığı bir hayale sahip çıkmaktan ibaretti benimkisi.Gitme zamanının geldiğini bir türlü kabul etmemek,kabullenememekti.Vakti geldiğinde gitmekti yapmam gereken ama benim bir türlü beceremediğim.Şimdi artık gitmek gerek,gitmek ve bir daha dönmemek.Düşler de kal sevgili,düşlerimde kal.Orda olsun yalnız bırakma beni….

Yüreğimi avuçlarının içine bırakıp gidiyorum,emanetime iyi bak seni hep sevdim hepte sevicem hoşça-kal…

Siyahgölge…