Sadece size hitaben…

Anne ,baba neden diye soramıyorum size.Çünkü biliyorum ki ikinizde elinizde olsa bu lanet dünyada bizi bir başımıza bırakmazdınız.Siz de çok iyi bilirdiniz bizi emanet edebileceğiniz kimse yoktu hele de beni.

Annem ,dipsiz bir kuyunun içine düştükçe düşüyorum sonsuz derinliklerine doğru. Sende yoksun elimden tutabilecek babamda. Boğuluyorum annem boğuluyorum. Nefes almaya takatım kalmadı artık. Nerde yanlış yaptım bile diyemiyorum,çünkü ben de biliyorum o kadar çok yanlışım var ki.Ama en azından sen olsaydın bu kadar hatayı yapmazdım.Babam dimdik yanımda olabilse elimden tutabilirdi.Ama ikiniz de yoksunuz.

Anne, baba yapamıyorum artık dayanamıyorum.Tükendim, bittim son demlerimde en azından oğlum diye mücadele etmeye uğraşıyorum ama olmuyor.Mutluluk artık benim için bir çocuğun gözlerine baktığımda var oluyor sadece.O da sadece bir süre ,gidince o mutlulukta son buluyor. Annem gülmeye mutlu olmaya hasret kaldım.İçim acıyor, bedenimin içindeki ateşin alevleri gün geçtikçe yükselip sona getiriyor beni.Çok kalmadı farkındayım,bir yandan korkuyorum ama bir yandan da teslim oldum.Az kaldı annem,az kaldı babam size kavuşmama az kaldı. Bunu biliyorum,herşeyimle hissediyorum.Size kavuşmayı bende çok istiyorum,ama oğlumdan da vazgeçemiyorum.

Annem çaresizim, ne yapacağımı neye karar vereceğimi bilemiyorum. Ne olurdu yanımda olupta yol göstersen.Siz gidince kimsesiz kaldım, bi oğlum bi ben.Oğlumun yanında en azından babası var,ama benim yanımda kimsem yok.Yıkılmadım diyorum,ayakta güçlü görünmeye çalışıyorum ama hepsi koca bir yalan annem hepsi yalan, koskocaman bir yalan.İçim de kocaman bir boşluk, içimde kapanmaz bir yara,içim de koskoca bir yalnızlık.

Ben hiç değişmedim annem küçükken neydiysem hala öyleyim.Sevgi olmayınca ölüyorum. Bunu hiç değiştiremedim,hep en büyük zaafım oldu.Etrafımda yanımda olanların hepsi sadece kuru kalabalık.Hala ne koparabiliriz,nasıl kullanabiliriz derindeler sanki çok bişey bırakmışlar gibi. Hani sen hep derdin ya annem sen hiç büyümeyeceksin,hala çocuk gibisin diye.O çocuğu bi sevemediler be annem,sevmeyi bi beceremediler.O çocuğun minicik yüreğinde ki sevgiyi iliklerine kadar sömürdüler sadece. Sevmedikleri gibi öldürmek için de ellerinden geleni yaptılar.O çocuk şu an can çekişiyor,ölümden önce ki son nefesleri için çırpınıyor.Etrafı karanlık, etrafı simsiyah bulutlarla kaplı.Son bir çabayla o karanlıkların içinden süzülmeye çalışan zayıf bir ışık kalmıştı, o da sizin gidişinizle beraber tamamen sönmeye başladı.Umut yok artık annem ,umut yok artık babam.Ben masallara inanmayı bırakalı çok oldu.Benim mucizem sizdiniz ve sizde artık yoksunuz ve benimde artık mucizelere inancım kalmadı…

Siyahgolge…

Reklamlar

Nefes alıyorum …

…….Sakın benden vazgeçme ,çünkü senden başka tutunacak dalım yok dedi.Sustu, cevap vermedi oysaki onun artık tutunacak dala ihtiyaci yoktu ama ona bunu söylemedi. Sadece susarak ona sarılmaya devam etti.Evet artık tutunacak bir dala ihtiyaç duymuyordu.Belki tutunmak istediğinde eli hep boş kaldığından belki de kendince herşeyini kaybettiğine inandığından artık tutunacak bir dal aramıyordu.Herşeyi boşvermisti kendince herşey olacağına varsın diyor hiç birşeyi umursamıyordu .Yaşıyor musun,nefes alıyorum işte artık hayat bundan ibaretti onun için .Bazen son nefesi verip herşeyden tümüyle kurtulmak istiyor bazen de hala bana ihtiyacı olan var deyip yaşamalıyım diyordu.Ya kendisi onun artık hiç bişeye ihtiyacı yokmuydu.Neden böyle oldu?Bunun belli bir cevabı yoktu ona göre .Aslında vardı ama o yok saymayı tercih etti .Istemiyordu artık hiç birşeyi düşünmeyi, çünkü biliyordu ki düşünmeye başlarsa unutmak istedikleri teker teker beynine hücum edecekti .Kolay gelmedi bu hale biliyordu.Her yaşadığı onu adım adım yaklaştırmıştı bu karanlığa .Bazen öyle bir oldu ki üst üste herşey o karanlığa koşar adımlarla gitti.Şimdi o karanlıkta tek başına kalmak istiyor aydınlığa çıkıp alışmak istemiyordu .Korkuyordu, eğer aydınlığa çıkarda sonra tekrar karanlığa düşerim diye.Tekrar aynı şeyi yaşamaktansa en iyisi hiç çıkmamak dedi .Kendi karanlığında kendinle kalmayı tercih etmişti çoktan .O umursamaz tavrı boşvermişliği hep bu yüzdendi. Aslında içinde bir yerlerde sürekli kanayan bir yara vardı ama bunu kendinden bile inkar ediyordu artık .”Yaşıyormuyum, nefes alıyorum” artık sadece buydu hayat onun için sadece nefes almaktan ibaret…

Siyahgölge…

Mutluluk…

…Bir gün sadece bir günde olsa mutlu olmak istemez misin,diye sordu.
Bir an duraksadı,anlamaya çalıştı demek istediğini ve sonra kendini topladı.
-Karşılığında ne isteyeceksin?
-Ne karşılığı…
– Kimse karşılıksız bişey yapmaz,bir günlük mutluluğun bedeli ne olacak.Neyi alacaksın benden.Bu sefer duraksama sırası ondaydı. Böyle bir cevap beklemiyordu .Şey dedi ağzında geveler gibi -şey sadece yani hiç bişey.

Bu cevap karşılığında kahkaha
dolu bir gülüş attı.
– Bu mümkün değil dedi.Bana bir günlük mutluluk vadediyorsun ve karşılığın da hiç bir şey istemiyorsun
öyle mi,yapma buna çocuklar bile inanmaz .
-Neden buna inanmak bu kadar mı zor ,insanlar hep mi karşılık bekler.
-Hadi ama yapma kim karşılığını almadan başkası için bir şey yaparki,hemde bu bir iyilik olacak ve karşılığı olmayacak.Masal yaşını geçmedik mi biz ya.
Ellerini tuttu ve gözlerinin içine baktı,karsısında ona bakan iki dipsiz kuyu görüyordu. Bir an o bir çift gözün içinde kayboldu ,sonra bir gıcık var gibi boğazını temizledi ve.
– Inan senden hiç bir karşılık beklemiyorum. Ah pardon
sanırım bende bir şey isteyecem galiba.
Yine bir kahkaha attı şehrin boş sokaklarında yankılanırcasına . Demiştim sana karşılıksız hiç birşey olmaz diye ,dedi.
-Evet istiyorum ,sadece bana güvenmeni ve yüzünün güldüğünü görmek istiyorum .Bırak mutluluğun
sıcaklığı bedenini sarsın ve ışıltıları bana bakan şu bir çift güzel göze yansısın. Bu kadarını da çok görmezsin sanırım bana.
-Sen benden imkansızı istiyorsun. Güven aslında beş harften oluşan, ağıza söylemesi kolay gelen ama bir
insana karşı duyması artık imkansız olan bir şey ,en başta da benim için. O yüzden benden imkansızı isteme.
– Bu kadar karamsar olmak zorunda mısın?
– Bak canım biz ona karamsarlık demeyelim de sadece acı gerçekler diyelim olur mu.Hani şu yaşadığın sürece sana damarlarına kadar hissettirilen,benimsettirilen ve
hatta dayatılan acı gerçekler var ya hah tam da o işte .Bundan gerisi de sadece hikaye .Insana kaşık kaşık
verip karşılığını fazlasıyla alır ve arkalarında giderlerken sadece bir harabe bırakırlar.
Gözlerinin karanlığında kayboluyordu. Ne söylerim,nasıl ikna ederim diye düşündü. Vazgeçmek
onu bırakmak istemiyordu .Bir kere daha şansını deneyecekti .
-Lütfen bir şans ver,bir kere olsun bana izin ver .Korkma…
-Korkmak hahahahahaha…….. insanlar kaybedecekleri birşey varsa
korkarlar sadece.Benim kaybedecek bir şeyim yok ,o yüzden korkum da yok. Kazanabileceğime dair de bir
umudum kalmadığına göre bence boşa zaman kaybı olur bu.Onun için canım sende herkes gibi arkanı dön
ve kendi yoluna git beni kendimle, beni yalnızlığımla başbaşa bırak,dedi.
Ve bir hışımla arkasına dönerek tek bir kelime bile etmesine müsade etmeden koşar adımlarla yanından
uzaklaşarak karanlık sokaklarda gözden kayboldu.

Siyahgölge…

Maviler gökyüzün de kaldı

Küstüm sana bu akşam,

Hani bir daha hiç gitmeyecem demiştin.

Ne oldu ne değişti de yoksun şimdi ?

Hani söz vermiştin bana !?

Ben kahvaltıyı hazırlarken,

Sende sobayı yakacaktin

Bana kıyamadığın için hiç yorumlama izin vermeyecektin

Bir de kızımız olacakti gözlerinin maviliğini senden güzelliğini benden alacaktı

Senle iddaya bile girmiştik ,önce anne mi babamı diyecek diye

Kızımıza kimse dokunmasın diye

Okula bile kendi ellerinle getirecek çıkışını okul kapısında bekleyecektin

Eve gelene kadar yolda oyunlar oynayıp

Üzeriniz kirlendi diye bide benden azar işitecektiniz

Ben kızımı kimselere vermem derdin

O hep bizim yanımızda, benim

Dizimin dibinde olacak diye diretirdin

Doğmamış kızımızın geleceğini

Bile hazırlamıştık

Ne oldu şimdi ,neden gittin

Üzerine bir dünya kurduğumuz

Bütün hayallerimizi de peşinde

Sürüyerek neden terkettin beni

Neydi değişen zaman mı, ben mi

Yoksa senmi

Bir veda bile etmeye gerek duymadan

Bütün dünyamı başıma yıkıp gitmenin sebebi neydi…

Siyahgölge…

Düşler de kal…

Aslında ait olmadığı bir hayale sahip çıkmaktan ibaretti benimkisi.Gitme zamanının geldiğini bir türlü kabul etmemek,kabullenememekti.Vakti geldiğinde gitmekti yapmam gereken ama benim bir türlü beceremediğim.Şimdi artık gitmek gerek,gitmek ve bir daha dönmemek.Düşler de kal sevgili,düşlerimde kal.Orda olsun yalnız bırakma beni….

Yüreğimi avuçlarının içine bırakıp gidiyorum,emanetime iyi bak seni hep sevdim hepte sevicem hoşça-kal…

Siyahgölge…

Hayat buymuş ben bilemedim…

Senin yanında hayatım deyip sevdiğin adam
Sevdiğine ağladı mı hiç
Senin kucağında yatıp onun için ağlarken tesellisi sana kaldı mı

Onun başkası için ağladığını dinlerken
Sen onun için akıttın mı gözyaşlarını

O sevgilisinden dert yanarken sen için acıyarak onu dinledin mi hiç
Hem de senin onu sevdiğini bildiği halde
Seni seviyorum diye inandırdığı zamanlarda…

Ona kızıp dönüp sana bağırmalarını dinledin mi hiç
Sonra tekrar ona döndüğünü seyrettin mi

Onlar herkesin önünde aşkını ilan ederken
Sen onun hayatında bir gölge olarak kaldın mı hiç

Ciğercinin kedisi gibi masa altında bekleyip
Önüne atılan ufak tefek kırıntılara sarılıp teselli buldun mu

Bunları sana hayat diye yaşatan oldu mu hiç…

Siyah gölge…

Ciğercinin Kedisi

22491486_2024256167786005_1668106231139479243_n

Neden,neden diye soruyordu kendine. Neden ait olmadığım yerdeki bu kalma ısrarım daha ne olmasını bekliyorum ki mucize mi !? Sürekli cevapsız sorular dönüp duruyordu yine beyninde gecenin kör karanlığın da tek başına otururken. İşin kötü yanı cevaplarını bildiği sorulara cevap verememesiydi. Aslında cevap veremiyor değil sadece bildiği cevapları kendi içinde inkar etme çabalarıydı yaptığı. Ne zamana kadar kaçabilecekti ki gerçeklerden. Eninde sonunda gelip bir tokat gibi çarpmayacakmıydı sanki gerçekler suratına, ertelemenin ne alemi var ki. Zamanı erteledikçe sanki çekeceği acı azalacakmıydı tabi ki de hayır dedim ya yersiz bir bekleyişti sadece yaptığı. Ama inatla inkar ediyordu işte gerçekleri. Kötü bir amaçla yapmıyordu aslında bunu,sadece tutunacağı son dalın da kırıldığını kabullenmek istememekti onunkisi. Onun da tamamen kırıldığına inanırsa tekrar bir umudu kalmayacağından korkuyordu. Yalnızdı belki de hiç kimsenin olmadığı kadar yalnız, hiç kimsenin olmadığı kadar korunmaya muhtaç. Ama şunu da biliyordu ki istemediği sürece kimseyi zorla yanında tutamazdı. O yüzden bir karar vermesi gerekiyordu artık.

Ne kadar canı yansa da ne kadar istemese de yapması gerekeni biliyordu. Birşeylerin vakti geldiyse ertelemenin bir anlamı yoktu. Bu sadece acısını çoğaltır hiç bir zaman azaltmaz farkındaydı artık bunun. Yapmalıyım dedi inatla bu sefer yapmalıyım, içinden bunları geçirdi sonra ayağa kalktı ve bir sigara yaktı. Ya yine beceremezsem diye düşündü. Ya yine vazgeçersem kararımdan o zaman ne olacak. Ciğercinin kedisi gibi yine kapı aralığından önüme atacaklarını mı bekliyecem dedi kendi kendine . Peki ne kadar dayanabilecekti bu duruma, daha ne kadar tahammül edebilecekti. Bunun hesabını bile yapamıyordu artık . Kalp ile mantık birbiriyle mücadele ediyor çoğunlukla kalp kazanıyor ama mantık ısrarla yenilgiyi kabul etmiyordu. Son bir hamle deyip tam yenilmişken tekrar atağa geçiyordu. Ama bu iç savaş bir türlü bitmiyor galibi bir türlü belli olmuyordu,böyle giderse de sanırım hiç bir zaman galip gelenin kim olduğunu bilemiyecekti…

SİYAHGÖLGE…